Bitkilerle Ruhsal Terapi

Mevsim geçişlerinin insan fizyolojisi ve psikolojisi üzerindeki olumsuz etkileri bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. İklim şartlarının değişkenliği, kişilerin bedensel ve ruhsal dengesini etkileyerek beynimizdeki bazı kimyasalların daha fazla salgılanmasına neden olur.

Mevsim dönüşümü yaşadığımız bu ilkbahar aylarında doğadaki inanılmaz değişim başta insanlar, bitkiler ve hayvanlar üzerinde yeni bir uyanış ‘Yeniden Hayata Doğmak‘ gibi bir süreci başlatmaktadır.

Bu dönemde ”açık depresif” diye tanımlanan yorgunluk, bitkinlik, hayattan zevk almama gibi bir takım olumsuzlukların meydana geleceği belirtilmektedir.Bu nedenle bahar sendromu diye adlandırdığımız bu günlerde yoğun bir şekilde hissedilen yorgunluğunun bir nedeni de baharla gelen depresyonlardır.

Kişi, hava şartlarının değişim etkisiyle, farkında olmadan gelişebilen gizli depresyonla da yorgunluk yaşayabilir. Bahar mevsiminde bulutlu havalarda elektrik yükünün fazlalaşması, pozitif ve negatif iyonların artması ile insan biyoritminde olumlu yada olumsuz etkiler meydana gelmektedir.

Pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettirirken , negatif iyonların artması insanın kendini daha halsiz hissetmesine ve yorgunluğa neden olmaktadır. İlkbahar mevsiminde oksijen ihtiyacı ile birlikte vücutta serotonin(mutluluk) hormonunun düzeyi artar, kalp atışları hızlanır ve vücutta daha çok enerji tüketimi başlar. Bu aylarda neşeli ve enerjik olunmasının temel nedenlerinden biri yine bu hormonlardır.

Bazı hormonlar karanlık ortamlarda daha fazla salgılanırken, bazı hormonlar ise insan metabolizması gereği güneş ışığı gördüğünde daha fazla salgılanmaktadır. Yazın güneşin fazla görüldüğü dönemlerde ise depresyondan çıkışı kolaylaştıracak, daha neşeli hale getirecek hormonlar salgılanmaktadır. Ancak kişinin ruhsal yapısı da bu durumdan ne kadar etkileneceğinde belirleyici rol oynamaktadır. Örneğin eğer kişi depresif bir yapıya sahipse herkesin neşelendiği bir ortamda kendini daha depresif hissedebilir. Bu enerji ihtiyacının alt yapısı, dengeli ve düzenli beslenme, kaliteli bir uyku, yeterli beslenme ve egzersiz ile desteklenmediği takdirde vücudumuz buna aynı uyumu gösteremez ve yorgunluk hissi artar.

Fakat bu yorgunluk belirtilerinin kesin bir hastalık olarak kabul edilmediği gibi uzmanlar, kronik yorgunluk sendromunun ve bazı hastalıkların (solunum yolu enfeksiyonları vb.) bu mevsimde alevlendiğini ve hastalıkların bir belirtisinin de yorgunluk olabileceğini belirterek bizleri uyarmaktadırlar.

Ayrıca bir diğer husus, gece dinlenmemizi sağlayan melatonin(uyku) hormonunun, yaz aylarında gündüzler uzamasıyla daha az salgılanmakta, bu nedenle uykuya daha az vakit ayırdığımız için vücut yeterince dinlenememektedir.

Gündüz maruz kaldığımız ışık da beyinde serotoninin daha fazla salgılanmasına neden olarak aynı zamanda anti depresan etkiye sahip olsa da, karanlığın dinlendirici rolü kaçınılmazdır. Mevsim değişikliklerinde yaşanabilecek sorunlara karşı uyku ritminin çok iyi ayarlanması gerekmektedir.

Melatonin hormonunun saat 21.00 civarında salınmaya başlandığını ve 05.00’lere kadar yüksek seviyelerde seyrettiğini, bu salınımın ışıkla ortadan kalktığı bilinmektedir. Uykunun da bu saatler arasında alınması gerektiği ancak gündüzlerin uzaması gece karanlığının kısalması nedeniyle en geç 23.00 da uykuya geçilmesi yorgunluğun atılmasında çok önemlidir.

Uyku düzenine özen gösteren ve kaliteli uyku uyuyan kişiler, bahar yorgunluğuna karşı daha sağlıklı direnç göstermektedir. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce strese neden olabilecek şeyleri aklınızdan uzaklaştırmak, her akşam aynı saatte uyuyup, sabahları da aynı saatte uyanmaya çalışmak; uyku düzeninizin aksamasını engellediği gibi, gün içinde yorgun düşmemenizi sağlayacaktır.

Aynı zamanda düzenli yapılan egzersiz ve spor ile metabolizma hızlanır ve vücudumuzda fazla enerji oluşumu sağlanır. Kalp damar sisteminin ve solunumun düzenlenmesini, dokulara yeterli düzeyle oksijen taşınımı sağlanarak formda kalmak stresin atılmasında önemli bir faktördür..Özellikle aerobik tipte olan yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, dans gibi egzersizler tercih edilmelidir.

Mevsimsel dönüşümde dikkat etmemiz gereken diğer bir husus , kış aylarından kalan vücut direncimizi korumak için tükettiğimiz ağır beslenme alışkanlıklarımızı tamamıyla değiştirip bol bol sebze ve meyve tüketmeye özen göstermeliyiz. Yorgunluğu gidermek için vitamin ve besin destek ürünlerinin alımı büyük önem taşımaktadır. Mümkün olduğu kadar sadece bahar aylarında değil, kış aylarında da eksik olan vitaminlerin vücuda alınması bahar yorgunluğunu fazla hissetmeden geçirmemize olanak sağlayacaktır.

Özellikle B ve C vitaminleri, potasyum ve çinko içeren besinler önemlidir. Yeterli düzeyde vücut enerjimizin yüzde 50’si olan karbonhidrat alımı da yorgunluktan korunmada önemlidir. Taze mevsim meyve ve sebzelerinde, tam buğday ekmeği ve tahıllarda bulunan karbonhidratlar ve protein içeriği zengince olup bu mevsimde tüketilen sebzelerde ki hormon miktarının azlığı mevsim meyve ve sebzelerinde daha az kimyasal madde kullanıldığı için sağlıklıdır. Bu nedenle sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi sağlığımız için önem taşımaktadır. 

Baharla birlikte bol bol enginar yeyip karaciğeri temizleyip güçlendirerek fazla yağlarımızı atmamızı sağlamalıyız. Bolca çilek tüketmek fazla kolesterolümüzü atar, damarlarımızdaki akışkanlığı artırır, bağırsaklarımızı lifleriyle ve içerdiği C vitaminleriyle temizleyip güçlendirir. Taze yada kuru kayısı bahar yorgunluğumuzu giderir. Bahardan yaz mevsimine girerken sıvı dengelerimizi  korumak, tansiyonu düzenlemek, bağırsakları yumuşatmak ve kanser riskini azaltmak için günde en az iki kayısı tüketilmelidir. Bahar aylarındaki hava değişimlerinde sık sık gribal enfeksiyonlar yaşamamak için her gün bir bardak ekinezya çayı içmek bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir.

Yaz ayları yaklaşırken vücutta su kaybının olmaması için günde en az 2.5 lt sıvı(özellikle su) alınmalıdır. Böylece hem toksinlerden kurtuluruz hemde yorgunluk hissimizin kaybolmasına yardımcı oluruz.

Haftada 2-3 kez mutlaka ıspanak yiyerek vücudumuzun demir ihtiyacı giderebiliriz. Ispanağın içerdiği folik asit ve B6 vitamini bahar depresyonun hafif geçirilmesine yardımcı olur.

Haftada 50 gr. kadar sütlü çikolata ve 1 muz yiyerek mutluluk hormonlarımızı artırabiliriz. Kepekli ekmek ve B vitamini açısından zengin olan kahverengi pirinç yiyerek bahar yorgunluğuna karşı sinir sistemini güçlendirebiliriz.

Bahar aylarındaki miskinliği önlemek için; her gün zihinsel potansiyelimizi artırıcı ve enerji veren ginseng ve ginko biloba çaylarını içebiliriz. Bu çaylar aynı zamanda damar sertliğini önleyici etki göstermektedir.

Ayrıca evlerimizde hazırlayacağımız sarı kantaron, papatya ve lavanta çayları sakinleştirici etki yapar ve aynı zamanda  iyi bir uyku düzenleyicidir.

Yorumla